WhatsApp
Özsunar: Derdimiz, yaşadıklarımızın ve bu kültürün olduğu gibi sunulması

İlki 3 kasım 2020 tarihinde yayımlanan ve birinci bölümünün bir milyonun üzerinde izlendiği “Îşev” adlı uzun metrajlı Kürtçe skeç videoları, başladığından bu yana büyük ilgi gördü. “Denoozer72” adlı YouTube kanalı üzerinden yayımlanan İşev, Kürt kültürü ve geleneklerini; Kürtçeyi izleyicilere samimi ve olduğu gibi yansıtıyor.  "1’inci bölümden 6’ncı bölüme gelirken çoğu takipçimiz Kürtçeyi, öğrendi veya Kürtçesini geliştirdi" diyen video serisi ekibinden Bahozz Özsunar, sorularımızı yanıtladı.

Sizi Kürtçe dizi çekmeye iten sebepler neler oldu ve Kürtçe olduğu için izlenme kayginiz oldu mu?

Toplumsal olarak çok söylenir; popüler bir söylemdir: Coğrafya kaderdir. Birçok felsefe ekolü de kavramsal düzeydeki kültür-dil tartışmalarının esas belirleyeninin son kertede coğrafya olduğunu açıklamıştır. Coğrafyamızın kültürel ve tarihsel, -tabii ki- günlük olarak akan yaşanmışlıklarını estetize edip edebiyat, tiyatro vb. dallarda sanatlaştırmak, kendini en doğru-özlü ifade biçimi ile yapılmalıdır. Bu çerçeveden bakınca bizi en iyi ifade edebilecek ve doğru aktarabilecek dil elbette Kürtçedir.

Çünkü biz, bu coğrafyada yaşayan herkes gibi -buna Kürtçeyi günlük olarak kullanmayanlar da dâhil- bu coğrafyanın kültürü ile büyüdük, tüm yaşam alışkanlıklarımız bu kültürel kodlarda gizlidir. Sanat dediğimiz şey de bu yerel gizemi evrenselleştirmekse bu noktada seçim haklarımız yoktur. Yani şunu demeye çalışıyoruz, Kürtçe dizi çekmek bir tercih değil bizim ekibimiz için ve bizim gibi başarı hedefleyen tüm ekip ve kişiler için bir mecburiyettir. Yani dilimiz İngilizce, Fransızca, Türkçe olsun, mimiklerimiz Kürtçe; el ve kol hareketlerimiz, yürüyüşümüz, duruşumuz Kürtçe. Sanat, çarpıtılan değil, özün ifadesidir. Özün ifadesi olmak zorundadır. İzleme kaygısına gelecek olursak elbette sanatın ve estetiğin izlenme, beğenilme kaygısı olmaz. En azından icranın itici gücünde bu kaygı olamaz. Doğru anlama, güzel yapma ve iyi sunma her zaman karşılığını bulur. Kendimize ve çalışmalarımıza inancımız tam; çünkü çalışırken izleyenlerden belki de daha çok keyif alıyoruz. Bu samimiyetin karşılık bulması bu ölçüde hayal edilmemişse dahi sonuca ulaşacaktı. Bizler ekip olarak inanın ki kendimizi coğrafyamızı ve yaşadıklarımızı en güzel ve doğru ifade etmekten başka kaygıları taşımıyoruz .

Sizi izlemek isteyen ancak kürtçe bilmediği için içeriği anlayamayan kitle olacaktır. Bunun için bir calismanız olacak mı ya da var mı ?

 Biz, çalışmalarımızı yaparken hedef kitlemizi hep arkadaşlarla tartışıyoruz ve bu noktada netleşmiş kategorilerimiz var. İkinci sorunuz bu manada bizi hem sevindirdi hem de çok güldürdü, soru için ayrıca teşekkür ediyoruz. Biz hedef kitlemizi iki kategoride ele alıyoruz. Birincisi anlayanlar ve ikincisi anlamayanlar... Anlamayanlar bizim için esas kitle. Anlamamak, anlamaya çalışmayı sağlar, merak uyandırır, gelişmeyi tetikler. Zaten sanatın amacıda bu değil mi? Kim diyebilir ki da Vinci’nin Monalisa’sını çizmesi tam olarak şu duygu ve düşünceyledir. Mesele burada anlamamaktır. Arkadaşlarla çok tartıştık alt yazı konusunda; biz verdiğimiz duygu ve düşüncenin başka bir dilde karşılığını bulamadık.

Sizler gibi birçok değerli paydaşımızla da fikir alışverişi yaptık. Kavramlar başka dile dönünce kavramları birebir çevirsek bile mimik, duygu ve düşünceler farklı kalıyordu. Bütünlük bozuluyordu. Biz emeğimizin bütünsel olarak yansımasını istiyoruz; bu noktada farklı dillerde bizi izleyen herkesin affına sığınıyoruz ama geri dönüşlerde şunu gördük ki anlamayıp izleyenler, anlayanlardan çok daha fazla etkileniyor ve gülüyor. Bu bizi ayrıca motive ediyor: Derdimiz, yaşadıklarımızın ve bu kültürün olduğu gibi sunulması... Biz bunu yaşıyor bunu ifade ediyoruz. Bloglar, farklı dillere çevirmek istediklerini ifade ettiler. Biz de buna çok saygı duyduğumuzu ve bu konuda açık olduğumuzu belirttik.

Okuyucularınızın da samimiyetine binaen örneklendirirsek Game Of Thrones’un yapımcılarına “Neden Kürtçe alt yazılı yok” deme hakkımız var mı? Herhâlde “var” dersek “kendiniz oturun çevirin” derler. Hareket alanımız gerçeklik. Bizim nine ve dedelerimiz hâlâ tek kelime Türkçe bilmiyorlar. Alt yazı koymamak ve bu sorulara muhatap olmak aynı sırada bu durumu ifade etmenin zemini oluyor. Ayrıca Kürtçeyi çok iyi bilmeyen arkadaşlarımız, Türkçe kolay geldiği için bu talepte bulunuyor. Biz de dilinizi geliştirin diye bu kolaylığı sağlamıyoruz. Takip ettiğimiz kadarıyla 1’inci bölümden 6’ncı bölüme gelirken çoğu takipçimiz Kürtçeyi, öğrendi veya Kürtçesini geliştirdi. Neden bu hassasiyet sürekli biz Kürtlerden ve hatta biz birbirimizden bekliyoruz?

 

Dijital film platformlarına (netflix, blutv gibi) taşınma gibi bir durumunuz olur mu ?

 Bu konuda birçok tartışma gelişti ve bize de yansıdı ama daha net bir teklif yok. Biz, hassasiyetlerimizi belirttik onlara da belirtiriz. Tahmin ediyorum bu röportajda, okurlar bizim hassasiyetimizi fark etmiştir. Yani kendimizi, kendimiz gibi, özümüzle ve hakikatimizle ifade etmemizin alanı yaratılırsa elbette ki biz de ekibimizle bu teklifleri değerlendirir ve günün koşullarına göre hareket ederiz. Burada en belirleyici nokta şu: Biz hangi duygu ve düşüncenin bir milyonun üzerinde izlendiğinin ve takip edildiğinin farkındayız. Bizim için en hassas ilke, bu duygu ve düşünceye ihanet etmemektir. Bizi takip eden herkes, onların insanı; onlardan biri yani kendimiz olacağımızdan hiç kuşkuları olmasın. Bizler kendimize de coğrafyamıza da dilimizi de hepimizin ortaya çıkardığı enerjiye de çok inanıyoruz. Takipçilerimiz de bize inansın, layık olmaya çalışacağız.

 

Son zamanlarda kürtçe medya ürünlerine yönelik talep ve üretimi (kitap çikarmak, film çekmek, müzik gibi) nasıl değerlendiriyorsunuz, yeterli midir?

 Her hâlükârda yetersiz buluyoruz. Dünya, insanlığın yaratılmış olduğu bir coğrafya. Kültür ve dilden bahsediyoruz. Kökleri dördüncü Buzul Çağı sonrası yirmi bin yıla dayanan ve somut tarihçesi arkeolojik olarak Göbekli tepe, Ergani, Bismil, Hasankeyf gibi mekânlarda 12-13 bin yılla sabitlenen bir kültür akışının güncelde yayılmasından bahsediyoruz. Bu dil zaten kendine ifade alanı bulamıyor; bu dilin ifade alanı bırakılmamış çünkü bu dil aynı sırada yaratıcı analığı temsil ediyor. Dilin kendisinin ifade, sanat ve estetiğe dönüşümü bu kadar daraltılmışken medya ürünlerine yönelik talep ve üretimi elbette yetersiz buluyoruz.

Bu asimilasyon çarklarında, analarımızın ve toplumumuzun ve elbette büyük bir mücadele ve fedakârlık sayesinde, zar zor güncele taşınmış bu dili artık kimse yok edemeyeceğinin farkında. Bu farkındalıkla şu an yeni bir çatal oluşmuştur. Bu çatalın bir kutbu, içeriğini boşaltıp, anlamsızlaştırıp, yozlaştırarak dilimizi eski ve köhne sunmaya çalışıyor. Yine bunlarla beraber bir kısım da metalaştırıp “üzerinden ne kazanacağım, ne kadar yararlanacağım ve nasıl kendimi bir şey yapacağım” derdiyle dili araçsallaştırıyor. Çatalın diğer kutbunda ise gerçekten Kürtçeyi, Kürtçenin tarihini güncele taşımaya çalışan bir dert var. Biz bu derdin dertlisi, gamlısı olmaya çalışanlarız. Eksiklerimiz olsa da eleştiriye açığız ve kesinlikle burada durmakta kararlı ve emekçiyiz. Elbette ki takdir sizlerin ve değerli izleyicilerimizin olacak. Bizim için önemli... Onun için tekrar tekrar ifade ediyoruz: Biz, olduğumuz gibi hakikatimizle, gerçekliğimizle iş yapmaya çalışıyoruz, umarım bir katkısı olur.

eaba50ee-6707-4167-ba64-c2b226d04195

Sonuç olarak mucizevi bir dile sahibiz. Bakın Kürtçe okumak-okuyan ‘’Xwendî’’ olarak geçer. Xwendi esasen Türkçeye çevrilince “kendini görmek” anlamına gelir. Bizim coğrafyamızda ve dilimizde bilmek, önce kendini bilmekle başlar. Biz de kendini bilmenin yürüyüşçüleriyiz. Başka hedeflerimiz olmadığı için üretimimiz karşılık buluyor. Birimiz öğretmen, birimiz garson, birimiz düğün fotoğrafçısı... Bu toplumun ta kendisiyiz. Böyle olmayı da çok seviyoruz, tahmin ediyorum sevilmemizin ve değer görmemizin temelinde de bu gerçeklik var. Kürtçe bize böyle öğretti. Kendimizi bilmek kendimizi sevmekle ile ilgili, kendimizi ve hepinizi sevmeye devam edeceğiz.

  Mahmut Derman TUTAR

0 Yorum

Henüz Yorum Yapılmamıştır.! İlk Yorum Yapan Siz Olun

Yorum Gönder

Lütfen tüm alanları doldurunuz!

300 X 250 Reklam Alanı

Puan Durumu

Takım OM G M P
1 BJK  Beşiktaş 37 25 6 81
2 FB  Fenerbahçe 37 23 7 76
3 GS  Galatasaray 37 23 8 75
4 TS  Trabzonspor 37 17 7 64
5 SVS  DG Sivasspor 37 14 7 58
6 ALNY  Ayt. Alanyaspor 38 16 13 57
7 HTY  Hatayspor 37 16 12 57
8 GFK  Gaziantep FK 37 14 11 54
9 GÖZ  Göztepe 37 13 12 51
10 FKGK  Karagümrük 37 13 12 51
11 KON  İH Konyaspor 37 11 14 45
12 ÇRZ  Ç.Rizespor 37 11 14 45
13 ANT  Antalyaspor 38 9 13 43
14 İBFK  M.Başakşehir 37 11 16 43
15 YMS  Y.Malatyaspor 37 9 14 41
16 KSM  Kasımpaşa 37 10 17 40
17 KYS  HK Kayserispor 37 9 16 39
18 MKE  Ankaragücü 37 10 19 38
19 BBE  BB Erzurum 38 9 19 37
20 GB  Gençlerbirliği 37 9 20 35
21 DEN  Denizlispor 37 6 21 28

E-Bülten Aboneliği